Pendik'i Nişantaşı'na Değişmedim
Tam 75 yıldır daimi bir Pendikli olan Asuman Geç, akrabaları ve arkadaşlarının hep Nişantaşı’na yerleşmesini istediğini, fakat Pendik’i bırakamayacağınıbelirterek; “Pendik’i Nişantaşı’na değişmedim, değişmem de” diyor.
Asuman Geç, 1926 yılında İstanbul-Şişli’de doğdu. Eğitimini Fransız Lisesi’nden mezun olarak tamamladı. Hayatı boyunca ev hanımı olduğu halde yaşamını ‘Çocuk Psikiyatrisi’ üzerine kreşlerde fahri görevler yaparak geçirdi. Babası Doktor İhya Salih İşanç, 1930’larda ilk defa Vakfı Gureba’da kurulan ‘Türk Kulak Burun Boğaz Bölümü’nün kurucuları arasında. Daha önceleri sadece yazları ikamet ettiği Pendik’e kesin olarak 1935’te yerleşip o günden buyana Pendik’ten hiç kopamadı. Tam 75 yıllık Pendikli Asuman Hanım’ın evine misafir olduk ve kendisiyle eski Pendik’i konuştuk.
Asuman Hanım, 1935 yılından bu yana Pendik’te ikamet ediyorsunuz. O zamanlar Pendik’in hangi semtinde ikamet ediyordunuz, muhitiniz nasıl bir durumdaydı, bize anlatır mısınız?
“Tabiî ki. O zamanlar Erguvan Sokak 1 numarada ikamet ediyorduk. Yani şuan Pendik İtfaiyesi’nin olduğu muhitte, yaklaşık 20-25 dönüm bahçesi olan bir köşkte, daha doğrusu bir çiftlikte oturuyorduk. Besi hayvanlarımız, atlarımız, bostanımız ve elektrik üreten küçük bir yel değirmenimiz vardı. O zamanlar muhitimizde elektrik dahi yoktu… Tabi bizim muhit Dolayoba’ya kadar hep zeytinlikti. Etrafta hiçbir ev yoktu. Sonraları Doktor Ali Vasfi Bey de geldi, alt kısmımıza taşındı. Vasfi Bey, babamdan sonra Pendik’e gelen ilk doktordu. Pendik’in üst kısımlarında(Göz DağıAli Vasfi Tepesi) ilaç ve serum yaptığı bir yapı oluşturdu… Pendik’te o dönemler hastahane de yoktu, sadece bir dispanser ve bir hemşiresi vardı. Muhitimizin yukarısı daha eskilerde saraylılardan Semiha Sultan’a aitmiş, orada bir köşkü de varmış. Daha E-5’in olmadığı bir dönemi anlatıyorum. Sonra, bahsettiğim yukarı muhitimizde bulunan zeytinlikler E-5 otoyolunu açmak amacıyla istimlak oldu. Bizim oturduğumuz yer de Pendik’in eski belediye başkanlarından Selim Berzek döneminde, sanayi kurmak amacıyla istimlak edilince, bizde Pendik’inbatı sahil tarafındakiKoru Bölgesi’ne taşındık. İşte böyle…”
Peki, o dönemlerde Koru Bölgesi hakkında ne söylersiniz?
“Eskiden Koru Bölgesi’ne Fransız Mahallesi de derlerdi çünkü çoğunlukla Fransızlar oturuyorlardı. Onların yanında Ermeniler de vardı. Sonra mübadele yaşandı. Ermeniler gittiler yerlerine Ramalılar, Yanyalılar geldiler… Evimizin yakınında daha önceden Adalar’a yerleşmiş meşhur Burla Biraderler’in köşkü vardı. Burla Biraderler Köşkü’nün arkasında kendilerine özel bir kilise de vardı. Eski eser olduğu için hala ordadır. Sanırım o köşkün 180-200 yıllık bir tarihi vardır. Onun yanında da meşhur antikacı Akavi vardı.Şuan orada bir kütüphane mevcut…”
Pendik’in ulaşımı ve yaşam koşulları ne durumdaydı? Zorluk çekiyor muydunuz?
“Pendik, o zamanlar bu kadar modern bir memleket değildi. Bir sayfiye köyü veya bir kasaba hüviyetindeydi.Herhalde nüfusu 5-10 bin kadardı…Pendik’te ulaşım koşullarından biri deniz diğeri demiryoluydu. Ya vapuru ya da treni kullanacaksınız. Böyle şimdiki gibi asfalt yollar nerde!. Yollarından araba geçti mi, toz duman kalkardı. Geçen arabalara, ‘Aman yavaş git!’ gibi şeyler derdik… Bütün bu olumsuzluklara rağmen sakin güzel bir merkezi, her kıyısından girilebilen deniziyle Pendik bir başkaydı. Midyeciler denizden tonlarla midye çıkarırlardı. Balıkçılar karşıdaki Pavli Adası’na giderler, balık yakalarlar, getirip satarlardı. Sahilinde lokantalar vardı, o zaman çok değerli lokantalardı.”
Sık sık Pendik’ sahilinde gezen Asuman Geç; “Nişantaşı’nı Pendik’e değişmem” diyor.
O dönemlere ait hiç unutamadığınız anılarınız var mı?
Elbette olmaz mı… Tek tek söylemeyeyim ama en çok hafta sonlarını özlemle çekerdim, çünkü çok hareketli olurdu. Pazar günleri Pendik’in pazarı olurdu. Bütün adaların sakinleri hafta sonu sabah erkenden vapurla buraya gelirler, alışveriş yaparlar, lokantalarda yemek yerler sonra da geri dönerlerdi. Hafta sonu buralar cıvıl cıvıl olurdu. Pendik’te 3-4 mesire (gezinti yeri) vardı. Bülbül Bahçesi vardı, eski kültür merkezi var ya, oraya yakın. Yine bir de Madalyon Bahçesi vardı. Zeki Müren bile konser vermek için buralara gelirdi. Tüm Pendikliler izlemek için toplanırdı. Deniz kenarında ufak bir otel vardı. Adı; Pendik Palas. Burada akşamları fasıl da olurdu…”
Pendik’teki son yıllardaki yatırım ve hizmetleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pendik çok hızla gelişmiş ve hala daha gelişen bir kent konumunda. Özellikle havaalanının yapılmasıyla ilçedeki yatırımlarda çok büyük artış oldu. Özellikle eski belediye başkanı Erol Kaya’nın da çok büyük hizmetleri oldu kente. Yeni Belediye Başkanı Salih Kenan Şahin’in de hizmetlerini, özellikle sosyal projelerini çok başarılı buluyorum.
“Eskiden Adalar’ı Pendik beslerdi”
Keyifli sohbetimizde bizi geçmişe götürmeye devam eden Asuman Geç, Pendik’in başka bir özelliğini de bizlerle paylaşıyor. 1950 ve 60’larda ilçenin adaları tarım açısından besler konumda olduğunu söyleyen Geç, o dönemde sütçülerin, yoğurtçuların, zeytincilerin ve sebzecilerin sabah vapuru ile adalara yiyecek götürdüğünü belirtiyor. Sohbetimizin sonunda Asuman Hanım’a Nişantaşı’ndaki akraba ve arkadaşlarının sürekli olarak “Nişantaşı’nda otur” dediğini öğreniyoruz. Asuman hanımın arkadaşlarına verdiği cevap bize Pendik’e olan tutkusunu anlatmaya yetiyor; “Pendik’ten asla kopamam”
Asuman Hanım’ın babası Doktor İhya Salih İşanç Türkiye’nin önemli doktorlarından biriydi.